Günlük FAL
X
FallarBüyülerCinlerNazar1_Cool_Button_Tool_-_Flash_5 Image Map
koç

KOC

BOGA

iKiZLER

YENGEC

ASLAN

BASAK

TERAZi

AKREP

YAY

OGLAK

KOVA

BALIK

  

 

 
Meditasyon Nedir? Etkileri ve KULLANIMI

Meditasyon, bir sey üzerinde derin ve kapsamli bir sekilde düsünmek demektir. Bir seyin asil gerçegine kavusmak amaç ve umuduyla, zihne dolan gereksiz fikirleri geri göndererek, o anda cevap beklenen sorunun açikliga kavusturulmasina çalismaktir. Daha da açacak olursak insanin asil ruhsal benligiyle irtibata girmesidir. Asil hedeflenen amaç budur... Ancak her zaman bu amaç gerçeklesmez...

Bu uygulama metodunun Hint Dinleri'ndeki ibadetlerin önemli bir kismini teskil ettigi söylenirse de, sadece Hint Dinleri ile kisitli kalmamistir. Söz konusu teknikler birçok toplum tarafindan kendi dinsel ve geleneksel anlayislarina uyarlanarak kullanilmistir. Meditasyon esnasindaki düsünme eylemi eforsuz bir eylem olarak tanimlanir... Kendiliginden bir akis içinde, belli bir ilham alinarak yeni seyler ögrenme ve kavrama imkani saglanabilir... Konunun bu yönü, çalismanin sonuçlariyla ilgili püf noktasini olusturur.

Arzu edilmeyen sonuçlarla karsilasilip karsilasilamayacagini belirleyen nokta iste burasidir. Bu noktada deneyimcinin ruhsal kültürünün ve teorik bilgi düzeyinin çok yüksek olmasi gerekir...
Bu konuya tekrar dönecegiz...

Meditasyon esnasinda zihin ve beden serbest tutulur. Düsünce bir an için, kendi konusunun disina çikma eylemi gösterirse, aklin müdahalesi ile sükûneti yitirmeden yeniden ilk konuya geri dönülür.
Burada esas olan: Sükunet içinde kalabilmek ve konuyla ilgili sezgileri alabilmektir...

Tufan öncesi uygarliklardan olan Atlantis ve Mu Uygarliklari'ndan tutun, eski Kristof Kolomb öncesi uygarliklarindan olan Aztek, Inka, Mayalar'a... Avusturalya yerlilerinden, Afrika Kabileleri'ne... Ve oradan da Avrupa ve Asya'daki toplumlara varincaya kadar dünyanin hemen her yerinde kismen metodlari degistirilerek ama temel metot ayni kalmak üzere, yaklasik 100 civarinda meditasyon yapma çesidi vardir.

Islamiyet'in, Tasavvufi çalismalarinda ve özellikle de Sufi ekollerinde meditasyondan yararlanabilmek için, çok kapsamli ve çok degisik teknikler gelistirilmistir.

 



Bireylerin belli sirlara kavusabilmelerine yardimci olabilmek için bir zamanlar kullanilan bu teknikler, Sufi Okullari'nda, egitilmekte olan ögrencinin üzerinde son derece yararli sonuçlar meydana getirebiliyordu. Diger toplumlarin inisiyatik gizli yani batini çalismalarinda oldugu gibi gerçekten de, bu teknikler Sufi Okullari'nda, bireyi özgür bir hale getirerek, bireyin kendisiyle, asil benligi arasindaki köprüyü kurmasina yardim ediyordu.

Ancak burada göz ardi edilmemesi gereken çok önemli bir püf noktasi vardir:
O dönemlerde uygulanan bu teknikler, bireyin içsel gelismesinde, sirlara kavusmasinda ya da günümüz anlayisiyla ifade edecek olursak; "kendini tanimasi" ve "kendini bilmesi" yolunda yapilan çalismalarindan sadece bir tanesiydi... Meditasyonla birlikte uygulanan ve birbirini tamamlayan baska çalismalar da vardi.

Ancak sunu kesin olarak ifade etmemiz gerekir ki, o dönemlerdeki bu basarili çalismalarin yürütüldügü zamanlarda bile, bu çalismalardan zarar görenler olmustur. Ancak konunun bu yönü üzerinde yurdumuzda çok az durulmustur...

Konuyu biraz açalim...
Bu tekniklerin son derece dikkatli uygulanmasi gerektigini çok iyi bilen o devrin mürsitleri, müritlerini sürekli olarak kontrol ederlerdi... Zikir çalismalarina hangi ögrencinin ne zaman baslamasi gerektigini, ne kadar süre ile günde kaç defa uygulamasi gerektigini ve bu zikir çalismasinda hangi ögrencinin hangi mantrayi kullanacagini büyük bir titizlikle belirlerlerdi. Zaman zaman tehlikeli bir gelisme fark ettikleri an, belli bir süre, o ögrenciye zikir çalismasi derhal biraktirilirdi. Hatta uygun görmedikleri bazi ögrencilerine hiç bir zaman zikir çalismalari yaptirilmazdi.

Eski devirlerdeki bütün toplumlar, konunun ciddiyeti üzerinde ve dogurabilecegi arzu edilmeyen sonuçlarla ögrencilerin karsilasmamalari için büyük bir titizlikle durmuslardir.

Örnegin Buda, ögretisini çevresine aktarirken; anlayista, düsünmede, konusmada, davranis biçimlerinde, geçim düzeninde, manevi çabada, konsantrasyonda ve son olarak da meditasyonda yapilabilecek yanlisliklara insanlarin dikkatlerini çekmistir.

Temeli ayni olmakla beraber, birbirinden oldukça farkli yaklasik 100 civarinda meditasyon tekniklerinin bulundugundan sözetmistik. Bunlardan belli bir bölümü zikre dayali tekniklerdir. Yani seçilen bir kelime ya da cümlenin meditasyon esnasinda tekrar edilmesi prensibine dayanir... Sufiler de böyle bir teknik kullanmistir.

Sufi Okullari'nda Allah'in isimleri, en çok kullanilan temel mantralardandi. "La ilahe illallah", "Ya hay" gibi mantralar; Sufi Dervisleri'nce en fazla kullanilan, tercih edilen zikirlerdi. Sufiler genellikle bir merkez etrafinda daire seklinde halkla olustururlar; bazen oturarak, bazen ayakta ritmik hareketlerle toplu halde bu zikir çalismalarini gerçeklestirirlerdi.

 


Sufilerin uygulamis olduklari zikir çalismalarinin baslica iki sekli vardi:
Zikr-i Cehri dedikleri yüksek sesle uyguladiklari ve Zikr-i Kalb-i dedikleri alçak sesle veya tamamen sessiz içten söyleyerek uyguladiklari olmak üzere... Baslarindaki gerçekten bilgili ve konusunun ehli olan mürsitleritleriyle birçok Sufi Okullari, uzun yillar çok basarili sonuçlarin elde edildigi çalismalarini sürdürmüslerdi...

Fakat zamanla, isle - batinilikle mesgul olunan bu yerler, özelliklerini kaybetmeye ve dejenere olmaya basladilar. Belli bir süre sonra ise, tamamen disla ugrasan yerler haline gelince de fonksiyonlarini artik göremez bir hale dönüsmüslerdir.

Günümüzde artik böyle tarikatlar yok. Günümüzdekiler tamamen seriatçi kisveleriyle batini hiç bir çalisma yapmaksizin siyasetle mesgul olmayi tercih etmislerdir... Günümüzdeki bu seriatçi tarikatlar, Sufiler'in etkin olduklari dönemde de vardi ve Sufilerle mücadele içindeydiler. Hatta Sufileri din disi kisiler olarak göstermekteydiler. Günümüzde hala bu seriatçi tarikatlar, geçmiste yapilan o batini çalismalari siddetle elestirmeye ve karalamaya devam etmektedirler. Bu nedenle günümüzdeki seriatçi tarikatlarla o devirdeki Sufi-ler'in karistirilmamasi gerekir. Sufiler batini bir gruptu... Daha sonralari onlarin da belli bir kismi dejenere olarak seriatçi bir kisveye bürünmüs olabilirler... Ancak o devirde durum farkliydi... Bu iki meselenin birbirine karistirilmamasi gerektigini hatirlatmayi, kendime tarihi bir borç biliyorum.

Tekrar konumuza dönelim...
O ilk dönemlerindeki basarili çalismalarin yürütüldügü dönemlerde bile, zikir çalismalari sirasinda zihinsel dengesi bozulan bir çok ögrenci olmustur... Bunlara yolun mecnunlari ismi verilmistir. Her Sufi Ekolü'nün mecnunlari vardir. Bu neden böyle olmustur... Iste zaten bunu ortaya çikartmaya çalisiyoruz...

Simdi geçmisteki uygulamalari bir kenara birakarak, günümüzdeki meditasyon uygulamalarin insanlar üzerinde meydana getirebilecegi olumlu ve olumsuz etkilere kisaca bir göz atalim.

Uygun bir teknik seçildigi taktirde meditasyonun insanlar üzerinde saglayabilecegi olumlu etkileri maddeler halinde su sekilde siralayabiliriz:
1- Vücut ve beyin üzerinde bir rahatlama etkisi.
2- Sinir sisteminin gerginlikten kurtularak daha dengeli bir zihinsel yapinin olusmasiyla, yasam içinde karsilasilan zorluklara dayanabilme ve bu zorluklarin üstesinden gelme yeteneginin gelismesi.
3- Zihinsel ve fiziksel enerjinin artisi.
4- Sezgilerin kuvvetlenmesi ve içe dogus tarzinda bir takim bilgilerin kendiliginden elde edilmesi...

Evet... Bunlar muhtemel olumlu etkiler olarak siralanabilir...
Ayrica düzenli olarak meditasyon uygulayan kisinin uykuya olan ihtiyacinda bir azalma görülür ve daha az uyuyarak yasamim sürdürebilir. Ancak surasi da bir gerçektir ki, herkesde meditasyon ayni etkiyi meydana getirmez.

Ayni metot bir kimsede gerek zihinsel, gerekse fiziksel yönde son derece olumlu gelismelere sebebiyet verirken, yine ayni metod bir baska kimsede çok ciddi zihinsel bozukluklara sebebiyet de verebilir.

Günümüzde bunun hatiri sayilir derecede örnekleriyle karsilasilmistir. Bunun en büyük sebebi herkesin kendisine has farkli psisik ve fizyolojik bir bünyeye sahip olmasindan dolayidir. Bu nedenle her meditasyon teknigi herkesde ayni sonucu vermez.

Meditasyondan yararlanabilmek için herkesin bünyesine en uygun teknigi seçmesi sarttir.

Bu teknigin seçilme islemi, meditasyonu yapacak birey tarafindan yapilamiyorsa, bu seçimin meditasyonu uygulatacak kisiler tarafindan yapilmasi gerekir. Bilgi ve deneyimi bu seçimi yapmaya yeterli olmayanlarin bu ise kalkismalari, son derece ciddi sorunlarin yasanmasina sebebiyet verebilir.

En riskli çalismalar ise, belirli kelimelerin tekrar edildigi mantraya dayali metodlarin uygulandigi tekniklerdir.

Mantraya dayali bir teknigin uygulanmasinda en fazla dikkat edilmesi gereken nokta, mantra olarak kullanilacak kelimenin titresimsel yapisiyla, o mantrayi kullanacak kisinin psisik yapisinin uyum içinde olup olmadiginin tespit edilmesidir.

Bu seçim isini yapacak kisinin Duyular Disi Algilamalari'nin son derece gelismis olmasi gerekir. En azindan bir durugörü yeteneginin olmasi sarttir...

Bir zamanlar bu seçim islerini gerçeklestirebilecek düzeyde ögretmenler mevcuttu, ancak günümüzde tamamen ticari bir boyutta ele alinan yerlerde bu seçimin ne derecede yapilabildigi ayri bir tartisma konusudur. Konunun ciddiyeti özellikle devlet yetkililerimiz tarafindan biliniyor olsaydi, zannediyorum ki, bu tür rastgele uygulamalara belirli bir disiplin getirirlerdi. Bu, aynen tip konusunda yeterli bilgi sahibi olmayan bir kimseye, beyin ameliyatini yaptirmak kadar tehlikelidir.

Diyelim ki, kisinin psisik yapisiyla dogru bir mantra tespit edilebildi. Ve bu mantrayla çalisilmaya baslandi... Risk artik bitmis midir? Hayir... Bu sefer de bir baska risk kapida beklemektedir...

Mantra olarak kullanilan sözcük seçildikten sonra o sözcügün üzerine çok özel ve çok az sayidaki insanin bildigi metodlarla, yogun pozitif enerjiler yüklenir. Bu yöntemin temeli sizlere aktarilan suya manyetik enerjilerin yüklenmesine benzer.

Ve ondan sonra bu mantra birisine verilir. Sonra o da baslar bu mantrayi kullanmaya...

Ancak bu mantranin üzerine yüklenen enerji belli bir süre sonra tükenmeye ve karsitina dönüsmeye baslar. Belli bir noktadan sonra mantranin üzerinde yogun olarak negatif enerjiler birikmeye baslar...

Iste en büyük tehlike çanlari da bu noktadan itibaren çalmaya baslar... Eger aninda farkedilmezse önüne geçilmesi mümkün olmayan zihinsel arazlarin ortaya çikmasi kaçinilmazdir. Özelllikle tekrar altini çizerek söylüyorum ki, hemen farkedilirse telafisi mümkün olan bu müdahalede biraz gecikil-digi taktirde, geriye dönülmesi ve düzeltilmesi mümkün olmayan zihinsel bozukluklarin ortaya çikmasi engellenemez.

Meditasyon yapan kisinin, böyle bir durumla karsilastigini derhal anlayacak bir klavuza ihtiyaç vardir. Bu noktadan itibaren ya yeni bir mantra verilmeli ya da eski mantranin kullanilmasi gerekiyorsa, yeniden sarj edilmelidir.

Bütün bunlar meditasyon ögrettiklerini iddia eden günümüzün ticari kökenli yerlerinde uygulanabiliyor mu? Bu konuda da ciddi tereddütlerimizin oldugunu söylemek zorundayim...

Simdi buraya kadar aktarmaya çalistigimiz bütün bu risk faktörlerinin 4/4 'lük halledildigini bir an için düsünecek olursak bu sefer de baska bir meseleyle karsi karsiya geldigimizi görürüz.

Diyelim ki; bütün sartlari olumlu bir sekilde yerine getirebildiniz. Uygun bir teknik tespit ettiniz, basinizda da bu isten çok iyi anlayan uzmanlar var. Her sey halloldu mu?
Hayir...

Meditasyon çok eski devirlerden beri uygulanan kendim bilme çalismalarindaki yöntemlerden sadece bir tanesidir diye bir tanimlama getirmististik. Bu tanimlamayi kendi zihnimizde üretmedik. Bu tanimlamayla, eski batini çalismalari birazcik dahi inceleyen hemen herkes karsilasabilir. Tek basina uygulandiginda kas yapayim derken göz çikartmak her zaman için mümkündür.

Meditasyon yapan bir kimsenin disardan tesir ve etki alma kapasitesi genisler. Yani daha teknik bir tabir kullanacak olursak "psisik kanallari" açilir. Ne demek istedigimi bu konuda çalisanlar gayet iyi anliyorlardir. Zaten unutmayin ki meditasyonda amaç kanallarin açilmasidir. Aksi taktirde meditasyonun asil gayesi olan; insani öz benligiyle bulusturmasi mümkün olamaz.

Iste bu noktadan itibaren yine çok büyük bir baska tehlike çanlarinin sesleri duyulmaya baslar. Açilan bu kapidan çok farkli ve istenmeyen parazit enerjilerin girmesi her zaman için ihtimal dahilindedir.

Gene eski dönemlerden örnek vermemiz gerekecek... Eskilerden örnek veriyorum... Çünkü meditasyon eskilerde kullanilan ve dogrusunu söylemek gerekirse, günümüzde çok fazla geçerligi kalmamis olan bir yöntemdir.

Geçmisteki tüm inisiyatik çalismalarda ögretmen; ögrencilerinde meydana gelen gelismeleri psisik olarak duyular disi algilamalariyla kontrol etmekteydiler... Bu denetlemeyi yapan ögretmen, ögrencilerini sürekli bu alanda da her hangi bir tehlikeyle karsilasmamasi için kontrol altinda tutardi. Hatta meditasyonu sirasinda onu dis tesirlerden koruyabilmek için manyetik alani içine alirdi...

Peki bu anlamda bir kontrol, günümüz meditasyon ögreten ticarethanelerinde yapilabiliyor mu? Bu anlamda da ciddi soru isaretlerin mevcut oldugunu söylemek zorundayim...

Sayilari 100 civarinda bulunan meditasyon tekniklerinden, ülkemizde en fazla bilineni ve en fazla duyulani Transandantal Meditasyon denilen ve kisa adiyla TM olarak nitelendirilen bir tekniktir... Ve bu da mantraya dayali bir tekniktir... Yukarida anlatmaya çalistigimiz bütün bu risk faktörlerini ortadan kaldirdiginiza inaniyorsaniz mesele yok... Ama bize sorarsaniz mesele çok...

Buraya kadar mantradan çok söz ettik. Mantrayi bu kadar etkin yapan sey nedir, diye düsünen okurlarimizin olabilecegini dikkate alarak bu soruyu biraz açalim diyoruz... Bakalim altindan neler çikacak...

Mantranin gücü onun sesinde gizlidir... Diyelim ve seslerin bünyemiz üzerindeki etkilerini görelim...

arama