Pozitif düsünceye BASLIYORUZ
Olumlu düsünmek, saglik için temel sarttir. Eski Romalilarin dedigi
gibi: Mens sana in corpore sano. Yani, saglikli bir bedende,
saglikli bir zihin ve saglikli bir ruh gizlidir. (Saglam kafa, saglam
vücuttu bulunur misali.)
Bu yüzden her seyi pozitife çevirerek, yasanmis durumlari yeni ve olumlu
bir çerçeveye oturtarak ruhumuzun saglikli olmasina çabalamaliyiz.
Bir düsünün, gerçegin bir sürü yüzü vardir. Her hangi bir esyaya her
yönden bakmaya çalisin. Ve göreceksiniz ki o esya, yukaridan baktiginizda
farkli, arkasindan ve yandan baktiginizda ise her haliyle gözünüze farkli
görünecektir. Bu her sey için geçerlidir.
Pratikte olumlu düsünebilmek
Tüm negatif etkileri, duygulari ve yasananlari baska bir bakis açisiyla
karsilayabilir ve bunlari böylece pozitife çevirebilirsiniz. Örnegin
hayal kirikligi kelimesini ele alirsak: Beklentilerim gerçeklesmedigi
için öfkelenebilir ve kizabilirim. Ancak bu hayal kirikligi için sükredebilirim
de, çünkü yasadigim durum hakkinda nihayet bir netlik saglanmistir ve
böylece bu konuyla ilgili baska hayal kirikliklari yasamayacagim. Bu
anlamda her durumdan en iyisini yapabilen bir istiridye gibi hareket
edebilirim. Istiridye çok temiz bir hayvandir ve evindeki tüm kirleri
yok eder. Eger bunu basarmazsa, bunlardan en güzel seyi yaratir: inciyi.
Karsimiza çikan her durumdan en iyisini yapmaya çalisalim. Böylece tüm
sagligimiz için bir temel yaratmis oluruz.
Günlük yasamda olumlu düsünmek
Negatif duygu ve düsünceler, bagisiklik sistemimizi zayiflatir ve sagligimiz
tehlikeye girebilir. Örnegin korku ve kizginlik, enerjimizi azaltan
ve böylece bagisiklik sistemimizi zayiflatan duygulardir.
Asagida size sunacagimiz iki örnekle günlük yasantinizda nasil rahatlikla
olumlu düsünmeyi saglayabileceginizi göstermek istiyoruz.
Hayal kirikligi
Hayal kirikligi bir çok insana küskün olmak, kendini yaralanmis gibi
hissetmek ve baskalarindan uzaklasmak istemek gibi ruh halleri yasatir.
Hayal kirikligi kelimesini söyle ifade edebiliriz: BENIM hayalini yasattigim
yada hayalimde olan her hangi bir olay veya durum sonlanmistir. Yani
ben bir aldanma yasamaktaydim ve bir baskasi bir hareketi veya kelimesiyle
beni bu aldanmadan (hayalden) çikarmis, onu kirmistir. Aslinda bu durumda
benim o kisiye tesekkür etmem gerekir, çünkü yanlis yada çok yüksek
bir beklenti veya hayal içerisine girmistim ve o beni bu durumdan kurtarmisti.
Bir beklenti içerisine girme hakkina sahip miyim? Tabi ki, beklentilere
girebilir, hayaller kurabilirim, ancak o zaman sürekli bir potansiyel
aldanma içerisinde olurum ki, bu aldanmanin gerçek yüzüyle karsilasma
imkanim her zaman yüksek olacaktir.
Hepimizin hayattan, kendimizden veya baskalarindan bir takim beklentileri
vardir. Ancak karsimizdaki kisi her zaman bizim istedigimiz gibi mi
davranmalidir? Onun kendi beklentilerini yasama hakki yok mudur? Eger
gelisen olaylar istedigimiz gibi sonuçlanmiyorsa ve bu olay bir kisiye
bagliysa, hemen o beni hayal kirikligina ugratti diyerek
savunmaya geçeriz. Hatta bazi insanlar sirf baskalarinin beklentilerini
gidermek için yasarlar. Bunlar genellikle, kaybetme korkusu yada onlar
hakkinda olumsuz düsünülecegini zannetme duygusu yüzünden hayir
diyemeyen ve her seye evet diyen insanlardir. Peki, nasil
bir arkadaslik bu? Düsüncelerimi açiklamaya korkuyorsam, yada da rahatlikla
hayir diyemiyorsam.
Kayitsiz kalmak
Kayitsiz kalmak genelde, önemsememek, lakayt kalmak
veya yüzeysel gibi es anlamlarla negatif olarak degerlendirilir.
Ancak konuyu tezatlik bakis açisiyla incelersek, burada da bir olumlu
anlam gizlidir: bana olan her sey benim için es geçerliliktedir, yani
benim için esittir. Onunla ilgilenmedigim, yada konuya lakayt kaldigim
için onu esit tutmuyorum, sadece umursamiyorum. Bu anlamda benim için
esit sayilir ve bu yüzden kayitsiz kaliyorumdur. Bir insanin bana sevimli,
kibar veya kötü ve kaba davranmasi benim için es degerdir, çünkü onun
davranisi benim içsel hassasiyetim ve ruhsal dengem için önemsizdir.
Eger size iyi davranan birisine siz de iyi davraniyorsaniz, önemli yada
fazladan ne yapmis oluyorsunuz ki? Bu bir basari degildir. Bana birisi
bir sey söylediginde veya beni elestirdiginde 3 seçenek vardir: ya söylediginde
haklidir ki o zaman ona beni yanlis yaptigim bir sey için uyardigi veya
bilmedigim bir konu için beni uyandirdigi için tesekkür etmem gerekir
veya söylediklerinde hakli degildir ki bu durum beni etkilemez ve bu
yüzden sinirlenmemem gerekir. Yada söyledikleri sadece benim gibi yanilma
hakkina sahip olan bir insana aittir. Konuya bu açidan da bakmayi denemelisiniz.
Çogu insan bu tür durumlara küskün kalarak yada agresif hareketler sergileyerek
yanit verir. Maalesef gerçekler insana genelde aci verir, ama unutmayin
farkindalik yolunda yürümemize yardimci olur.
Günlük yasantiniz için öneriler
1. Tartismalariniz esnasinda fakat yerine ve
kelimesini kullanin, böylece karsinizdaki kisiyle aranizda bir köprü
olusturmus olursunuz. Yani senin bakis açin bu fakat ben konuya
böyle bakiyorum yerine senin bakis açin bu ve ben konuya
. diyebilirsiniz. O zaman karsinizdaki kisiye, onun bakis
açisinin, onun perspektifinden veya tecrübelerinden yola çikarak, sizinki
kadar dogru oldugunu hissettirmis olursunuz. Sonuçta o da kendi konusunda
sizin kadar haklidir.
2. Hiçbir seyi beklemeyin, ama her seye hazirlikli olun!
Hayal kirikliliklarinin sizi üzmemesini istiyorsaniz, bu sözü zihninize
yerlestirebilirsiniz.
3. Pozitif düsünce konusuyla gerçekten ilgileniyorsaniz, o zaman kendinize
bir günlük hazirlayin ve 1 ay boyunca her aksam edindiginiz tecrübeleri
kagida dökün. Hayal kirikliklariyla nasil basa çiktiginizi, hangi durumlarda
olumlu reaksiyonlar verdiginizi ve bir aldanmadan nasil serbest birakildiginizi
yazin.
DÜN BUGÜN - YARIN
Geçmis olaylari düsünmek, onlar için üzülmek bir çok insanin vazgeçemedigi
bir seydir. Düsünmenin veya üzülmenin tamamen anlamsiz oldugu iki gün
vardir haftada:
Birisi dündür: Dün artik geçmis ve düne giden kapi sonsuza kadar
kapanmistir. Düne ait yasadiginiz herhangi bir olayi, yada dile getirdiginiz
herhangi bir sözü geri alma yada degistirme sansiniz yoktur. Bu ruh
temizligi gibi bir seye benzer. Artik geçmisi birakmali, her ne olduysa
affetmelisiniz. Olanlar üzerinde, acaba daha iyi olabilir miydi, yada
keske söyle olsaydi, baska bir okul seçseydim veya baska bir insanla
evlenseydim daha iyi olur muydu diye düsünmek tamamen yersiz. Unutmayin,
bugününüze geçmisiniz sayesinde geldiniz. Eger saglikli kalmak istiyorsak,
tek bir yolu vardir: geçmisi oldugu gibi kabul etmek ve ondan en iyisini
bir inciyi yapabilmek.
Bahsettigimiz ikinci gün ise yarindir. Yarin henüz var degildir,
yarin hiçbir zaman olmayacaktir, o sadece bizim hayalimizde yasar. Dünle
karsilastirirsak yarinin daha olumlu bir etkisi vardir, çünkü insanlar
yarin için plan yapar. Yani bir hedef vardir. Düne üzülmek yerine yarina
plan yapmak her zaman daha iyidir.
Yasantimizda somut olarak sadece su an yasadigimiz bugün vardir. Yasadigimiz
veya yasayabildigimiz bir tek bugündür. Romalilar ne güzel dile getirmis:
Carpe diem. Bugünü yasa, bugünün tadina var ve ondan yapabilecegin
en iyisini yap.
TEZATLAR KURALI
Bizler sadece negatif düsünebildigimiz için pozitifi algilayabiliyoruz.
Bu söylemin arkasinda algilamamizin kurali, tezatlar kurali gizlidir.
Yani hayattaki her seyin iki yüzü vardir:
yüksek alçak, aydinlik karanlik, sisman zayif,
kadin erkek, savas baris, yin yang, sevgi
nefret, sevinç üzüntü. Bu zitliklardan sonsuza kadar sayabiliriz.
Dünyada tek bir kutubu olan hiçbir sey yoktur. Bir tek Bütün
olan Tanri tektir, çünkü o tezatligin ötesinde yer alir.
Tezatlik kurali bizlere negatif ve pozitif düsünmemizi, madalyonun iki
yüzüne bakabilmemizi saglar. Isigin çok oldugu her yerde, gölge
de çok olur. Bu deyimi söyle de çevirebiliriz:
Gölgenin çok oldugu yerde, mutlaka çok isik olmalidir. Kendinizi
kötü hissettiginiz anlarda akliniza hemen bu deyimi veya tezatlik kuralini
getirin ve isigi aramaya baslayin ki, kendinizi iyi hissedebilesiniz.
Ve unutmayin, isik her zaman karanliktan daha kuvvetlidir.
Bu konuyla ilgili su basit deneyi yapabilirsiniz:
Disarisinin aydinlik oldugu bir zamanda karanlik bir odada bulundugunuzu
düsünün. Perdeleri açtiginizda isigin içeri girip, tüm karanligi yok
ettigini göreceksiniz. Bir de tersini düsünün: disarisi karanlik ve
sizin bulundugunuz odada bir mum yaniyor. Simdi perdeleri açtiginizda
karanlik içeri girip, mum isigini söndürmeyecek, tam aksine isik kalacak.
Gece ne kadar kuvvetli olursa olsun, o ufak mum isigi içeriyi aydinlatmaya
devam edecek.
Tezatlik kuralini nasil kullandiginiz çok önemlidir
Zitliklar içerisinde yasamak bizlere olumlu düsünmeye, bunun yaninda
da olumsuzu düsünmemize imkan vermektedir. Bilim adamlari düsüncelerimizin
70% - 80% inin negatif kutupta yer aldigini dile getiriyorlar.
Bu konusma tarzimiza da yansimaktadir. Örnegin, üzerindeki elbise
kötü / fena durmuyor veya bu kötü olmamis deriz.
Bunun yerine üzerindeki elbise iyi duruyor veya bu
iyi olmus dememiz gerekir. Yani tezatlik kuralini nasil uyguladigimiz
tamamen bize bagli.
Kendini pozitife sartlandirma (Pozitif oto program)
Pozitif oto program her durumu oldugu gibi kabul etmek ve
ondan yapabilecegimiz en iyisini yapabilmektir. Sadece pastanin güzel
tarafini yemenin yada dünyadaki olumsuzluklardan uzak durmanin aslinda
pozitif düsünmekle ilgisi yoktur. Bu daha çok devekusu politikasina
benzer: gözler kapatilir ve kafa kuma gömülür. Fakat kim kafasini kuma
gömüyorsa, kisa süre sonra disleri gicirdamaya baslayacaktir. Buna sasirmasin.
Sorunlar, onlardan ögrenmemiz için vardir
Hayatimizda karsimiza çikan problemleri negatif ve sinir bozucu bir
yük olarak görmemeliyiz. Buna çok basit bir bakis açisi getirebiliriz:
Problem kelimesindeki pro hecesi latince bir kelime olup,
için anlamina gelir. Yani bu demektir ki herhangi bir pro-blem
benim için, onu çözebilmem ve onun sayesinde büyüyebilmem ve gelisebilmem
için vardir.
Eger bana karsi olsaydi zaten adi kontra problem yada anti
problem olurdu.
Konuya bir de bu açidan bakabilirseniz, o zaman problemleri artik çözülmesi
gereken birer provokasyon veya görev olarak algilamak mümkün olacaktir.
Ayrica unutmayin, hayat bizlere her zaman çözebilecegimiz problemler
sunmaktadir.
Sizlere kendinizi pozitife sartlandirabilmeniz için 2 örnek sunmak istiyoruz:
1. Günlük kesmekeste pozitif düsünceler
Günlük kesmekesinizi olumlu düsüncelerle bagdastirabilirsiniz:
- Nefes aldiginizda kendinize sessizce su cümleyi söyleyin: Içime
huzur ve denge aliyorum ve nefes verdiginizde ise huzur
ve denge tüm bedenimde dolasiyor diye düsünün. Içime sifa
aliyorum ve sifa tüm bedenimde geziyor diye de söyleyebilirsiniz.
- Isten geldiginizde ve üzerinizi degistirdiginizde sunu söyleyin:
Üzerimden stres ve panigi çikartiyorum ve üzerime huzur
ve dengeyi giyiyorum.
- Sabahlari giyindiginizde: sevinçç ve keyif giyiyorum.
- Dus yaptiginizda: Üzerimdeki hastalikli, stresli ve negatif
olan her ne varsa suyla temizliyor ve yerine huzur ve saglik koyuyorum.
Cümlelerinizi istediginiz yada ihtiyaç duydugunuz her ne ise ona göre
kurabilirsiniz. Bu çalismalarin faydasi kesindir, çünkü her gün nefes
alip veriyor, soyunup giyiniyor ve dus aliyoruz. Böylece 1 tasla iki
kus vurmus oluyorsunuz. Pozitif düsünebilmek için ekstra yapacaginiz
bir zahmete gerek kalmiyor, çünkü bu cümleleri düsündügünüz anda nefesinizi
hemen bir pozitif oto program ile birlestirmis oluyorsunuz.
2. Derin rahatlama esnasinda pozitif oto program
Kendimizi derin bir rahatlama pozisyonuna getirmek yada buna vakit bulmak
aslinda zor degil, çünkü günde iki kez bu pozisyona giriyoruz. Bunlar
uyumadan önce ve uyanmadan önceki hallerimiz. Bu derin rahatlama pozisyonunu
uyumadan birkaç dakika tutabilir ve bu esnada kendinizi pozitif sartlandirabilirseniz,
ekstra bir zahmete girmenize gerek kalmiyor.
Bunun disinda yapacaginiz baska çalismalar da var tabi ki:
- Geri sayim: Örnegin 100den baslayip yavasça (nefes ritminize
göre) 1e kadar geri sayin ve bu esnada her sayiyla gittikçe rahatladiginizi
veya 1 basamak asagi indiginizi ve basamaklarin sonunda sizi huzur ve
baris dolu size ait bir ortamin bekledigini düsleyin. Bu çalismayi birkaç
gün üst üste uyguladiktan sonra, 50 sayisiyla baslayabilir ve gün geçtikçe
baslangiç sayisini örnegin 10a kadar düsürebilirsiniz. Bunu ne
kadar çok yaparsaniz, o kadar çabuk ve derin bir rahatlama pozisyonuna
(Alpha hali) geçersiniz.